Deniz Berktay ile Kuzeyden notlar: İki ülke, iki seçim

Rusya’da savaş şartlarına rağmen olağan cumhurbaşkanlığı seçimleri 17 Mart 2024’te yapılacak. Putin de beklendiği şekilde adaylığını açıkladı. Dünyanın altını üstüne getirecek bir gelişme olmadıkça seçimleri kimin kazanacağını tahmin etmek zor değil. Hayır, Rusya’da devlet aygıtının Putin’in denetiminde olduğunu ve kendisini tekrar seçtirteceğini kastetmiyorum sadece. Putin, liberal demokrasiden alabildiğine uzak, otoriter çizgide bir cumhurbaşkanı da olsa, geniş bir kamuoyu desteğine sahip. Rusya, tahminlerin aksine Batı’nın yaptırımları karşısında göçmedi. Ukrayna’daki savaş konusunda da kamuoyunun çoğu Putin’i destekliyor. Daha önce, Wagner isyanı konusunda da yazdığımız üzere Putin’in iktidarını sarsacak olan kitle, “Biz neden Ukrayna’ ya saldırdık?” diyen marjinal liberal kitle değil, “Neden Ukrayna’da başarılı olamadık?” diyecek olan milliyetçi kitle. Putin, hem son zamanlardaki sınırlı askeri ilerlemesiyle kamuoyuna başarı olarak sunabileceği bazı gelişmelere imza attı hem de kendisini sarsabilecek hiç kimsenin ortaya çıkmasına olanak tanımıyor.

Muhalefet karşı duruyor

Ukrayna’da da normalde, seçimlerin 2024 Mart’ında yapılması gerekiyor. Ne var ki seçim ihtimali giderek azalıyor. Ukrayna yönetimi, seçim konusunda nabız yoklamasında bulunsa da muhalefet, savaş şartlarında seçimlere karşı. Zira, savaş nedeniyle bütün devlet aygıtının iktidarın denetimine olması nedeniyle, bu şartlarda yapılacak seçimlerin Zelenski’ye bir beş yılı daha hediye etmek anlamına geleceğini savunuyor. Yılbaşı yaklaştıkça seçim kararı alma ihtimali azalıyor.

Bu satırlar yazılırken Zelenski, ABD’de Biden’la görüşmeye hazırlanıyordu. Biden-Zelenski görüşmesi, ABD’nin Ukrayna’ya yardımındaki tıkanıklığı çözer mi, göreceğiz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir